Türk sinemasının rolünü anlamak için ülkenin coğrafi durumuna bakmak gerekir. Türkiye,

Asya ve Avrupa arasında yer alan ve doğu ile batıyı birleştiren bir köprü görevi gören

konumdadır ve sonuç olarak bu ülkenin sanatında da bu ilginç birleşmeye şahit oluyoruz.

Türk sineması 1990'larda yükselişe geçer ve bu yükseliş nicelik değil niteliğe bağlı olarak

doğmuştur.

Türk sineması televizyonun çıkışına bağlı olarak yaşadığı krizden yıllar sonra daha

organize ve daha umutlu bir şekilde yeniden doğdu. Daha basit bir dille söyleyecek

olursak Türk sineması bundan birkaç yıl önce, Kelebeğin Rüyası filminde dünyayı

fethetmek isteyen fakat onların yerini almış şairler yüzünden unutulmuş olan iki şair gibi,

Türk sineması da tanıtım yetersizliğine bağlı olarak unutulmuştur. Şairlerimizden farklı

olarak bu sinemanın bir hastalığı yoktur (belki de vardır). Şairlerimizin tüberküloz

hastalığı ile karşılaştıracak olursak, yanlış yönde pazarlama ve sanat yerine kar peşinde

olunmasını örnek gösterebiliriz. Pazarlamanın kötü bir şey olduğunu söylemiyorum ama

filmin gerçekte ne olduğunu yani yazanı yansıtan tarafını körelttiği ortada.

Türk sinemasının batılılaşmasından, ‘Kış Uykusu’ gibi filmlerin ‘Karışık Kaset’ tarzı

filmlere dönmesinden korktuğumu belirtmem gerekir. ‘Karışık Kaset’ her ne kadar kendi

tarzında başarılı bir film olsa da bayağı bir hale gelmesini ya da batı sinemasına

benzemesini ve hatta Türk sinemasına has tonu kaybetmesini istemem. Bu ton diğer

ülkelerin sinemadaki etkisine bağlı olarak giderek azalmakta ve yalnızca gelişmekte olan

ortak yapımlarda kendini göstermektedir.

Türk sineması uluslararası alandaki yerini giderek sağlamlaştırmaktadır. Herkes

tarafından küçümsenen yerel festivallerin, uluslararası başarılarda nasıl önemli bir rol

oynadığını görüyoruz. Cannes Film Festivali ve Oscar gibi uluslararası film festivallerine

ulaşmak kolay değil fakat kesin olarak söyleyebiliriz ki Türk sineması bunu başarmış.

Bence Türk sineması doğu ve batı arasındaki mükemmel uyumu yakalamakta, Doğu

kültürünü ve adetlerini en iyi şekilde ve içinde kaybolmadan anlamamızı sağlayan

mükemmel filmler üretmektedir.

In addition to all this, I think that cinema is a great instrument for the Turkish nation (apart

from something artistic) represents the silenced voice of this community, so far censored

self-criticism and reflections that make an audience rethink.

Buna ek olarak Türk sinemasının Türk halkı için çok önemli olduğunu, sesi kesilmiş

toplumların sesini duyurmasını, şimdiye kadar yasaklanmış olan öz eleştirinin yapılmasını

ve izleyicinin kendisini sorgulamasını sağlayan bir araç olduğunu düşünüyorum.

 

María López Soleto 1ºC Cine

HAZİRAN
20

HAZİRAN
21

ANNEMİN ŞARKISI
Saat: 17:00 / Oktybr Teatre - Salon 4

GELİN
Saat: 14:00 / Oktybr Teatre - Salon 4

HAZİRAN22

SOĞUK
Saat: 17:00 / Oktybr Teatre - Salon 4

MUHSİN BEY
Saat: 15:30 / Oktybr Teatre - Salon 7

UZAK
Saat: 19:00 / Oktybr Teatre - Salon 8

Bu etkinlik EDGE tarafından uygulanmaktadır. Daha ayrıntılı bilgi için WEB SİTESİNİ ziyaret edebilirsiniz. Diğer etkinliklerimizden de haberdar olmak için bizi takip etmeyi unutmayın.

Adres

HAZİRAN23

BEN O DEĞİLİM
Saat: 13:30 / Oktybr Teatre - Salon 6

SİVAS
Saat: 16:30 / Oktybr Teatre - Salon 6

STEIGENBERGER HOTEL MASLAK ISTANBUL,

BUYUKDERE CADDESI NO:233,

MASLAK 34398, ISTANBUL, TURKIYE

HAZİRAN24

BALIK
Saat: 14:15 / Oktybr Teatre - Salon 8

Telefon:

+90 (212) 265-9292

GİŞE MEMURU
Saat: 17:00 / Oktybr Teatre - Salon 8

HAZİRAN25

KELEBEĞİN RÜYASI
Saat: 12:45 / Oktybr Teatre - Salon 8

Sosyal Medya

Mail

feed@edgeccf.com